Düsseldorf Bootshow - 2026 Dalış İzlenimleri
- Ali ŞENER

- 25 Oca
- 8 dakikada okunur
İlk kez geçen sene katıldığım Düsseldorf Bootshow bu sene de dolu dolu geçti. Fuarda bulunduğum 4 gün boyunca ağırlıklı olarak dalış bölümünü gezip, sektör profesyonelleri ile sohbetler etmiş olsam da zaman yetmedi diyebilirim. Bu sene öne çıkanları, önceki seneye göre değişenleri aşağıdaki gibi derlemeye çalıştım.

SSI - Mares - Aqualung - Apeks
Geçtiğimiz sene ilk ve en dikkatimi çeken konu, Aqualung ve Apeks grubunun fuarda stand açmamış olmalarıydı. 2025’in ikinci çeyreğinin sonuna doğru HEAD grubunun Aqualung ve Apeks markalarını satın almasıyla işin aslı anlaşıldı da diyebiliriz. SSI ve Mares markaları dışında farklı spor markalarına da yatırım yapan HEAD grubunun, Aqualung ve Mares’i almasıyla bu sefer akıllara gelen soru bu markaları nasıl konumlandıracağı oldu. Fuarda açıkçası bu sorunun cevabını görürüz diye heyecanlansam da bir belirsizlik durumunun devam ettiğini söyleyebilirim. Hatta herhangi bir konumlandırma yapmayıp markaları ayrı ayrı yönetmeye devam edebilecekleri de opsiyonlar arasında diye anladım.

Standın bir bölümünde Mares ve Aqualung dalış elbiselerini giymiş cansız mankenlerin birbirine doğru bakıyor olmaları, bana aralarında bir rekabet varmış gibi hissetirse de bu yerleşimin tesadüfi olduğunu düşünüyorum. Apeks diğer iki markaya göre daha teknik dalış alanında konumlanır gibi gözükse de fuarda Mares’in XR serisi teknik dalışa yönelik ürünleri de sergileniyordu. Aqualung’ın scuba ürün yelpazesi ile Mares’in ürünlerinin birbirileri ile daha çok rekabet edeceği aşikar.

Ben her ne kadar bunlar arasında bir konumlandırmanın geleceğine hala inansam da Mares’in Satış ve Pazarlama Direktör’ü Dusan Runjajic’in verdiği seminerde üç markanın da gücünü birleştireceklerinden bahsetti. Bunu da üç markanın sloganlarını “just add water (Mares) to explore beyond the expected (Aqualung) by being technically inspired (Apeks)” şeklinde birleştirmesiyle aktardı.
Mares standında dikkat çeken ögelerden biri yine yılın ikinci çeyreğinde duyurdukları, son çeyreğinde kullanıma sundukları Apple Watch Ultra dalış bilgisayarı uygulaması oldu. Mares Dive App adı ile Apple Watch Ultra cihazına indirilebilen dalış bilgisayarı uygulaması rüştünü ispatlamış Bühlmann ZHL-16 algoritması ile çalışıyor. Bir scuba dalış bilgisayarını tüm temel özelliklerini içeren bu uygulamada Nitroks desteği (%21-50 arası), dijital pusula, harita üzerinde işaretli dalış kayıtları ve dalış başlangıç bitiş noktasını kaydedebilen GPS özelliği ile birlikte sunulmakta. Arayüz olarak oldukça kullanıcı dostu olan Mares Dive App, aylık 399,99 TL veya yıllık 2.999,99 TL kullanım bedeli ile erişilebilmekte. Fiyat bölgesel olarak farklılık gösterse de Türkiye için uygulamanın 2022’de çıkan Oceanic+ rakibinin 119,99 TL ve 1.699 TL’lik fiyatlarına göre yüksek kalmakta.

rEvo, elbette SSI standının yine bir bölümünde kendine yer buldu. Aynı zamanda Horizon yarı kapalı devre rebreather da bu bölümde yer alıyordu. rEvo'nun Mares XR wing ile gösterilmesi de dikkatimi çekti. Aklım hala konumlandırma sorunsalında, acaba Mares XR daha rebreather tarafında kalır da Apeks açık devre teknik dalış tarafı mı olur dedim ama çok da karmaşık düşünüyor olabilirim.
Scuba Dalış Markaları
Geçtiğimiz seneye göre Apeks ve Aqualung konusunu incelediğimize göre fuarda bu sene yer alan diğer uçtan uca scuba dalış ekipmanları sağlayan diğer markalara da değinebiliriz. SEAC, benim açımdan geçtiğimiz seneye göre en dikkat çeken standı. Sade ama göz alıcı standında Seac’ın öne çıkarttığı ürün anti-fog (buğu yapmayan) maskesiydi. Sektörde yakın zamanda farklı markalarda örneklerini görmüş olsak da amiral markalar arasında ilk kez böyle bir ürün öne çıkarılıyor. Fuardan bu maskeyi edinme şansı elde ettim. Denedikten ve bir süre kullandıktan sonra yorumlarımı buraya eklerim.
Cressi, Tusa, Scubapro, Dynamic Nord, Fourth Element bu sene de fuarda ürünlerini tanıtmaya çalıştı. Aralarında en çok ilgi çeken stand sanırım yine Fourth Element oldu diyebilirim. Tasarım çizgisiyle diğerlerinden ayrışan Fourth Element yeni ıslak elbise modelini de ziyaretçilerin incelemesine sundu.
Rebreather (Kapalı Devre) Dalış Sistemleri

Elbette yeni bir JJ Rebreather eğitmeni olarak fuardaki rebreather dünyasından bahsetmemek olmaz. Öncelikle JJ her zamanki çizgisinden bu sene de ödün vermiyor. Sağlamlık, dayanıklılık, uzun ömürlülük ve her türlü zorlu koşulda çalışabilmesi gibi özelliklerini öne çıkarıyor. Bu sene ünitede ufak bir güncelleme yaptılar; counterlung exhaust valfine açık kapalı özelliği ekleyerek dalış öncesi pozitif basınç kontrolü yapmayı kolaylaştırdılar. Onun dışında diğer rebreather markalarından farklı olarak tek model ile ziyaretçilerin karşısına çıktılar. “Ready to fly out of the box” Söyleminde de havacılığa işaret eden JJ, ürünü güncelleme anlamında da havacılıktaki gibi rüştünü ispatlamayan teknolojileri eklemeye yanaşmıyor. Basitlik ve yetkinliği ana değer önermesi olarak konumlayan JJ rebreather’larda her detayın bir sebebi olduğunu belirtiyor.
Rebreather alanında fuarda en çok merak edilen ürünlerden biri elbette Halcyon’un yeni chest-mount rebreather’ı oldu. Kendi elektronik sistemi ile gelen Halcyon rebreather, chest mount üniteler arasında ilk tercih olarak yer edecek gibi gözüküyor, özellikle Avrupa’da. ABD’de DiveRite’ın Choptima ürününe alternatif olabilir ancak Avrupa ve diğer pazarlarda Triton chest mount rebreather’ın tahtını güçlü bir şekilde sarsacağına inanıyorum.
Kiss Sidewinder geçtiğimiz sene olduğu gibi fuarda Xdeep ürünleri ile birlikte sergilendi. Scuba Force Rebreather, SF2 ise Scuba Force standından biraz gölgede kalmıştı diyebilirim. Shearwater ile aynı standda sergilenen Scuba Force’un diğer ürünleri ve satışları SF2’nin gözlerden uzakta kalmasına neden olmuş gibiydi. Shark rebreather ise SDI - TDI Avrupa ofisinin standından Shams Dalış Merkezi ile ziyaretçilere tanıtıldı. Fuarda aynı zamanda daha küçük ölçekli, piyasaya yeni sürülmeye ve gelişmeye çalışan birkaç rebreather markasına da rastladım. Bunlardan en dikkatimi çeken Vadaa markası ile tabiri caizse JJ’in modifiye edilmiş hali gibi duran bir rebreather markasıydı. Henüz herhangi bir CE testinden vs geçmemiş olsa da tamamen mağara ve batık dalışları özelinde üniteyi tasarladıklarını iddia ediyorlar. Sırbistan markası olan Vadaa aynı zamanda kendine özgü bir canister tasarımıyla çok daha uzun scrubber ömrü ve düşük soluma eforu sunduğunu iddia ediyor. Elektronik olmayan (mCCR) bu modelin Divesoft’un oksijen sensörleri ile çalışması da ilginç bir detay. Divesoft demişken fuarda bu sene de Divesoft’un bir stand açmamış olması bence üzücü. Rebreather alanında yoğun araştırma geliştirme, pazarlama ve iletişim yatırımı yapan Divesoft’un burada bir stand açmasını beklerdim açıkçası. Geçtiğimiz sene fuarda yer alan AP Valves’i ise bu sene fuarda göremedim. Akuana geçtiğimiz sene olduğu gibi yine rebreather’ını fuarda sergilemiş olsa da henüz herhangi bir yaygınlık gösterebilmiş değil. Akuana gibi farklı bir uzak doğu firması da henüz prototip halinde olan chest mount rebreather’ını fuara getirmiş.
Sualtı Görüntüleme, ama DiveVolk
Sualtı görüntüleme firmaları bu fuara maalesef çok fazla itibar etmiyor gibi. Nauticam, Marelux, Ikelite, Sea Frogs gibi devleri burada maalesef bu sene de göremedik. Sea&Sea resmen birbirinden bambaşka ürünler sunan 2 markayla aynı standı paylaşıyordu. SeaCam housing’leri ve diğer ürünleri ile fuarda yer alan bir diğer markaydı. Easydive geçen sene olduğu gibi yine fuardaydı. Elektronik housing’lerinin dışında bu sene telefon housing’lerini de sergilediler.

Telefon housing’i demişken elbette fuarın en yoğun standlarından biri Atlantis’in DiveVolk tanıtımı ve satışı yaptığı bölümden bahsetmemek olmaz. DiveVolk bildiğiniz gibi ilk akıllı telefon housing’lerinden ve üstelik telefonun tüm dokunmatik özelliklerini kullanabiliyorsunuz. DiveVolk bu sene üründe bir iki ufak güncelleme yapmış. Özellikle housing’in üzerine eklenen aksiyon kamerası takma aparatı oldukça faydalı duruyor. DiveVolk’un aynı zamanda 2025’in son çeyreğinde duyurduğu SeaLink Underwater Smartphone Data Transmitter ürünü de bu alanda en çok dikkat çeken ürünlerden biriydi. SeaLink ile yüzeydeki şamandıraya kablo ile bağlanan DiveVolk housing’i, sualtında cep telefonu sinyali almanın imkanını sağlıyor. Full Face bir maske ile de desteklendiğinde sualtında telefonlar konuşmak, canlı yayın yapmak mümkün hale geliyor.
Elbette akıllı telefonlar için geliştirilmiş olan SeaLife, EasyDive, vb birçok farklı housing fuarda yer alsa da açıkçası bu modeller kimsenin umrunda değildi desek çok yanlış olmaz sanırım. DiveVolk bu piyasayı tabiri caizse domine etmiş.
"Behind the Mask” isimli okyanus meraklılarından oluşan ve sualtı filmleri ile bilinen grubun da bu sene fuarda bir standı bulunuyordu. Grup aynı zamanda sualtı dalış gezileri de düzenliyor. Elbette bu geziler de daha çok sualtı görüntüleme odağında ve nitelikli geziler. Daha şimdiden 2027, 2028 yılındaki bazı gezileri tamamen rezerve edilmiş durumda. Fuarda hem projelerini hem de planladıkları dalış gezilerini anlattı. Çeşitli film gösterimleri ve sualtı çekim teknikleri alanında seminerler verdiler. Netflix’te yayınlanan “My Octopus Teacher” isimli belgesel filminin de görüntülerini çeken Roger Horrocks da Behind the Mask grubuyla birlikte burada çeşitli paylaşımlarda bulundu. Fuarın Canlı Podcast bölümünde birbirinden farklı konuşmacılar arasında yine grubun içerisinden kişiler vardı. Grup aynı zamanda ticari olarak da sualtı görüntüleme hizmeti veriyor.
Insta360 fuara özel bazı indirimleri ile dikkat çekiyordu. Geçen sene olduğu gibi, XTAR, DivePro başta olmak üzere çeşitli sualtı video ışığı üreten irili ufaklı firmalar vardı. Geçen sene sanırım burada olmayan BigBlue lights ise oldukça ilgi çekici bir stand açmış bu sene. Sualtı video ışıklarından teknik dalış uyumlu ışıklara farklı özellikteki tüm ürünlerini mümkün olduğunca ziyaretçilerine tanıtmaya çalıştı.
Kuru Elbise, İçlikler, Isıtıcalar; yeter ki üşümeyelim

Santi bu sene rakiplerine göre daha da fazla öne çıkıyor gibi hissediyorum. Kuru elbise alanında giderek daha da yaygınlaşan Polonya markası Santi, fuarda Avatar serisinin yeni modelini görücüye çıkardı. Tasarım çizgisi ile de takdir toplayan Santi, sanırım en büyük standalardan birine sahipti. Avatar’ın yeni elbisesi incelemeye değer. Santi aynı zamanda içliklerine de bu sene standında oldukça yer vermiş. İçlik ve ısıtıcı sistem kombinasyonları oldukça başarılı gözüküyor.
Santi’inin hemen yanında yine Kallweit isimli Alman kuru elbise üreticisini gördük. Waterproof, Fourth Element, Scubapro Ursuit fuarda yine kuru elbiselerini tanıtan diğer markalardı.

Bu alanda dikkatimi çeken iki üründen biri DiveSystem’ın yeni “Solo N Dyneema” modeliydi. 1mm neopren kumaştan üretilen bu kuru elbise Trilamine elbiseler kadar hafif, neopren elbiseler kadar dayanıklı olduğu iddiasında. Oldukça esnek de duran bu kuru elbisede DiveSystemi Hybrid Sealing Technology adını verdiği contaları kullanıyor. Elbisenin esnekliği de bir o kadar dikkatimi çekti açıkçası. Elbette DiveSystem yetkilileri ürünü öve öve bitiremiyor, biraz kullanıcı yorumu araştırıp almayı düşündüğüm bir elbise oldu diyebilirim.

İkinci dikkatimi çeken ürün ise SF Tech marka ismiyle büyük bir çoğunluğu Kevlar malzemeden üretilen kuru elbiseydi. Bu elbiseyi Kasım ayında Dahab’da gittiğim dalışlarda XR Explorers grubunda da görmüştüm. Kevlar yapısıyla delinmlere karşı yüksek koruma sağlayan bu elbise bir o kadar da esnek duruyor. İlk başta tipini beğenmemiştim ama baktıkça göz alışıyor sanırım. Not: SF Tech ile Scuba Force’un bir bağı yok :)
Venture Heat ısıtıcı yelek, ısıtıcı sistemler arasında farklılaşan bir ürüne sahip. İçindeki titanium ağlarla dalgıcı ısıtan bu yelek, kuru elbise içinde veya ıslak elbise üzerinde kullanılabilen bir ürün. Yelek şeklinde giy çıkar bir üründen bahsediyoruz.
Mola Mola içlikler, fuardaki Polonya destekli bir diğer markaydı. Santi başta olmak üzere Polonya destekli ürünlerin standlarında “Poland Business Forward” ibaresini görebiliyorduk. Mola Mola’nın da dünyanın en esnek ve sıcak tutan içlikleri ürettikleri iddiaları var. Kuru elbise için içlik almayı düşünenlerin kesinlikle incelemesi gereken bir ürün olduğunu söyleyebilirim.
Dalış Bilgisayarları ve Ne olacak bu Suunto?
Aslında yukarıda birkaç dalış bilgisayarı markasından ve özellikle SSI - Mares’in Apple Watch Ultra için geliştirdikleri uygulamadan bahsetmiştik. Shearwater Scuba Force ile birlikte fuarda yer alırken Garmin bu alandaki en güçlü standlardan birine sahipti. Ratio ise elbette hemen DiveSystem standının karşısında ix3M 2 ürünü başta olmak üzere tüm bilgisayarlarını sergiliyordu.

Gelelim Suunto’ya; ilk gün standı daha hala yeni kuruyorlar gibiydi. Stand dediğime de bakmayın bir köşeye yerleştirilmiş 2-3 kokteyl masası üzerine yerleştirilmiş dalış bilgisayarları diyebiliriz. Aslen dalış bilgisayarı alanındaki tahtının Garmin’in sektöre girmesiyle sarısılan ve daha sonra teknik dalış tarafında da daha özellikli farklı markaların çıkmasıyla geri kalmaya başlayan Suunto’nun yeni ürünler ve özellikler çıkartmaya devam etmesi bu rekabeti kolay kolay bırakmayacağının bir göstergesi bence. Bunu keşke fuardaki stand tasarımında da görebilseydik dedim maalesef. Suunto Eon Steel’in yerini alan Nautic modeli, öne çıkarttıkları kol tipi dalış bilgisayarlarından biriydi. Amoled ekranı, tek şarjla 120 saate varan dalış süresine ek çok fazla duyurmaktan çekindikleri ZHL - 16C Bühlmann algoritmasına da geçiş yapmış durumdalar. Nitekim Suunto’nun yıllarca RGBM algoritması ile parladığı dönemler geride kaldı ve özellikle teknik dalgıçlar arasında yaygın tercih edilen ZHL -16C Bühlmann algoritmasına Suunto da daha fazla direnememiş. Nautic modeli her ne kadar 200 metreye kadar kullanılabiliyor olsa da henüz CCR modu (rebreather) eklenmiş değil. Suunto’nun belki de en çok duyurabileceği sualtında rota çıkarma gibi bir özelliği de argüman olarak bence yeterince kullanmadılar. İçerisindeki gyroscope ve pusula verilerini, suya giriş ve çıkış noktalarındaki GPS koordinatları ile de birleştirerek rota planlama ve takibi sağlayabiliyorlar.
Gelibolu ve Türkiye’de Teknik Dalışa İlgi Artıyor

Çanakkale Savaşları Tarihi Alan Başkanlığı’nın standında geçtiğimiz seneye göre çok daha yüksek bir ilgi vardı. Yıl boyunca gerçekleşen, bölgenin tanıtım faaliyetlerinin bu ilgide etkisi olduğunu düşünüyorum. Hem Eylül başında gerçekleştirilen uluslar arası sualtı fotoğraf yarışması, hem de Alex Dawson, Rıza Birkan ve Murathan Yıldız’ın fuar boyunca verdikleri seminerler standa ilgi çekmiş duruyor. Çanakkale Savaşları Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir’in dediği gibi bölge her gün daha da gelişiyor ve artık dünya dalış liginde önemli konuma geldi.
Teknik dalışın bölgede açılmış olması, elbette yabancı turist dalgıçları en çok cezbeden durum oldu. Teknik dalış disiplini olmadan bölgedeki batıkların en dikkat çekicilerine dalmak maalesef mümkün değil. 100 yılı aşkın batıların da korunması için de alan başkanlığı yoğun emek harcıyor.
Düsseldorf, Tekrar Görüşmek Üzere
Bu sene de Düsseldorf Bootshow’dan çok güzel anılarla ayrılıyorum. Dalışla, teknecilikle, sörfle ve denizle ilgilenen herkesin dolukça keyif olacağı bir fuar.
Dünyanın farklı yerinden arkadaşlarımızla buluştuğumuz, fikirler paylaştığımız, yeni ürünler gördüğümüz ve dalış sektörünün nereye gittiğini anlamaya çalıştığımız bu kıymetli fuara umarım gelecek sene de katılmak nasip olur.



Yorumlar